Ana içeriğe atla

Kayıtlar

"Eski bir çerçeve işte," deyip geçmeyin

  Kayra Han Sahaf’ta rafların arasında dolaşırken küçük detaylar fark edebilirsiniz. Dikkatli olmakta yarar var; eski bir resim, kartpostal, fotoğraf ya da kitap sizi beklemediğiniz bir zaman yolculuğuna çıkarabilir. İzmir Bornova merkezde yer alan dükkânımızda; eski kitaplar, çizgi romanlar, efemera ürünleri ve koleksiyonluk parçalar arasında kendi hikâyesini size anlatmayı bekleyen pek çok şey var. Güncel çalışma saatlerimiz Google işletme profilimizden takip edilebilir. Kayra Han Sahaf — Renkli bir dünyanın kapılarını aralayın. 
En son yayınlar

Çizgi roman ve çizgi filmlere dair efemeralar Kayra Han Sahaf'ta.

Poster, Figür - Oyuncak, VCD - DVD - VHS - BETA - Plak, Teyp Kaseti ve daha fazlası...  Ürünleri keşfetmek için:  https://www.nadirkitap.com/kitapara.php?ara=aramayap&satici=571825&tip=efemera

Sahafta Şiirsel Anlar

Fotoğrafçı arkadaşım Can Tezyürek bugün Kayra Han Sahaf’ta siyah beyaz fotoğraflar çekti. Dükkânı bilenler bilir; burası büyük, ferah, vitrini geniş bir yer değil. Bornova’nın en eski pasajlarından biri olan Çolakoğlu Pasajı'nın içinde, 24 metrekarelik bir dükkan. Kitapların çoğu zaman geçmeye fırsat tanımayan ölü alanlar yarattığı dar ama sürprizlere açık ama yaşayan bir mekan burası. Bu yüzden bu fotoğraflarda “kusursuz” bir kitapçı görünmüyor. Daha doğrusu, görünmesi gereken şey zaten kusursuzluk değil. Raf araları, üst üste dizilmiş kitaplar, çizgi romanlar, içleri oyuncak figür ve DVD/VCD filmlerle dolu kutular... Bunların hepsi dükkânın gündelik hâlinin bir parçası. Fotoğrafların güzel tarafı da burada. Kayra Han Sahaf’ı olduğundan daha havalı, daha düzenli ya da daha nostaljik göstermeye çalışmıyorlar. Siyah beyaz tercihi, mekânın sıkışmışlığını biraz sadeleştiriyor ve mekanın özünü biraz daha detaylıca ortaya koyuyor olsa olsa. Bir sahafta şiirsel olan bir şey varsa, bazen...

İzmir’de Sahaf Olmak | Kayra Han Sahaf (Mustafa Men) ile Kısa Bir Röportaj

Radyo Televizyon ve Sinema lisans öğrencisi Lalsu Saftürk, ödev kapsamında benimle röportaj yaptı. Kendisine teşekkür eder, eğitim hayatında başarılar dilerim. İzlemek için: 

Geride Kalan Kitaplar Üzerine Bir Derkenar #3

Sahaflar için söylenen muzip bir söz vardır: "Vefat eden kişilerin kitaplarını yaşayanlara satandır." Bu her zaman geçerli bir önerme olmasa da büyük alımların çoğu gerçekten de kariyer, hayat tarzı, muhit değişikliği gibi sebeplerden değilse ölüm sonrası yapılır. Aslında ikinci el ürün satan mesleklerin doğasından ileri gelir bu durum. Ama belki de taşıdığı nostalji ve romantizm duyguları nedeniyle bu durum en çok kitaba yakıştırılır.  İnsan yıllar boyunca bir şeyler biriktirir, koleksiyon yapar ama günü gelip de hak vaki olduğunda tıpkı elle tutulamayan hatıralar gibi elle tutulanları da geride bırakır gider. Biraz havalı şekilde gerçekleri dile getirecek olursak, sahaflar meslekleri gereği belki de dünyevi hayatın bir gün gelip de biteceğinin en fazla farkında olan insanlardandır. Bunun bilinci, kitaplara yazılı notlarda olduğu kadar kitap aralarından çıkan eski baskı fotoğraflar, negatifler, mektuplarda da tekrar tekrar hatırlatır ölümü ona.   "Bana hediye etti...

Sahaflar Değişiyor Ama Okur Aynı Okur mu? (Anka Dergi'ye yazdım)

  Bir sahaf ya da kitapçıya gelen insanların önemli bir bölümü, içeriye ne aradığını bilerek girer. Çoğu zaman bir arkadaş, öğretmen ya da “akıl hocası” olarak gördükleri birinin tavsiyesiyle hazırlanmış bir liste vardır ellerinde. Elbette sosyal medyanın etkisini de görmezden gelmek mümkün değil. Instagram’daki kitap sayfaları ya da YouTube’da içerik üreten kültür sanat kanalları bir kitabı önerdiği anda, uzun süre sorulmayan bir kitap bir anda piyasadan çekilebiliyor. İnsanlar, kitap seçimlerinde de kitleler halinde bir tarafa kolayca yönlenebiliyor. Dolayısıyla kitap seçimi, bireysel olandan çok toplumsal bir uzlaşıyla ilgilidir, dersek yanlış olmaz kanaatindeyim. Yazının tamamı Anka Dergi'nin ikinci sayısında:  https://ankadergi.org/2026/03/31/sahaflar-degisiyor-ama-okur-ayni-okur-mu/

Rus Edebiyatı mı yoksa Pokémon mu? / Kuşak Farkı Üzerine Bir Derkenar #2

  Seksenli yaşlarında bir beyefendi kitaplara bakıp dedi ki: "Şimdiki nesil hiçbir şey okumuyor." Başlangıçta her zamanki serzenişlerden biri zannettim. Ama aslında detaylandırınca haklı tarafları olduğunu kabul ettim. Yakındığı şeyler vardı ve hiç de haksız sayılmazdı. Toplumdaki çürümeyi en çok okur yazarlığa —ama gerçekten okur yazarlığa— verilen önemin düşmesine, internetin tek ve kati bilgi kaynağı olarak kabul edilmesine, toplumsal uzlaşıda uzmanlığın önemini yitirdiğinin düşünülmesine bağlıyordu.  "Şimdiki nesil hiçbir şey okumuyor."  Günde bazen beş altı kişi söyler bunu. NPC (oyuncu olmayan, şablon, yapabilecekleri sınırlı ve öngörülebilir bilgisayar oyunu karakteri) zannedersiniz, görseniz. Bir kitapçıya yöneltildiğinde çoğunlukla pek de kitapla gönül bağı olmayan insanların savunma cümlesidir. "Ben okumuyorum ama onlar da okumuyor ki" iç rahatlatmasıdır.  Ama işin ilginç tarafı karşımdaki beyefendi hiç de sözünü budaktan sakınmıyordu ve pek ço...