Fotoğrafçı arkadaşım Can Tezyürek bugün Kayra Han Sahaf’ta siyah beyaz fotoğraflar çekti. Dükkânı bilenler bilir; burası büyük, ferah, vitrini geniş bir yer değil. Bornova’nın en eski pasajlarından biri olan Çolakoğlu Pasajı'nın içinde, 24 metrekarelik bir dükkan. Kitapların çoğu zaman geçmeye fırsat tanımayan ölü alanlar yarattığı dar ama sürprizlere açık ama yaşayan bir mekan burası.
Bu yüzden bu fotoğraflarda “kusursuz” bir kitapçı görünmüyor. Daha doğrusu, görünmesi gereken şey zaten kusursuzluk değil. Raf araları, üst üste dizilmiş kitaplar, çizgi romanlar, içleri oyuncak figür ve DVD/VCD filmlerle dolu kutular... Bunların hepsi dükkânın gündelik hâlinin bir parçası.
Fotoğrafların güzel tarafı da burada. Kayra Han Sahaf’ı olduğundan daha havalı, daha düzenli ya da daha nostaljik göstermeye çalışmıyorlar. Siyah beyaz tercihi, mekânın sıkışmışlığını biraz sadeleştiriyor ve mekanın özünü biraz daha detaylıca ortaya koyuyor olsa olsa.
Bir sahafta şiirsel olan bir şey varsa, bazen aradığınız kitabı beklemediğiniz bir rafta bulmanızdandır. Bazen yıllardır görmediğiniz bir derginin kapağıdır. Bazen bir müşterinin elindeki kitabı uzun uzun karıştırması, bazen de dükkâna girip “Ben çocukken bundan vardı” demesidir.
Bunlar büyük olaylar değil. Zaten sahafta olup biten şeylerin çoğu büyük olaylar değildir. Ama bütün bu gündelik akışın içinde, dikkat edince yakalanan küçük anlar vardır.
Can Tezyürek’in fotoğrafları bana biraz bunu hatırlattı. Bir dükkânın yalnızca ürünlerden ibaret olmadığını; ışığıyla, gölgesiyle, sıkışıklığıyla, dağınıklığıyla bir hafıza taşıdığını.
Bir sahaf dükkânında her şey biraz geçicidir. Kitaplar kalıcı gibi görünür ama onlar da el değiştirir. Rafın düzeni değişir. Bir müşterinin aradığı kitap gelir, başka biri gider. Bu fotoğraflar ise bana göre gelip geçenlerin bugünkü tanıklığını yapıyor.
Fotoğraflar: Can Tezyürek
Geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz çizgi roman sanatçısı Marjane Satrapi'yi sevenlerin başı sağ olsun. Çizgi Roman Okurları Platformu'nun süreli yayını Profesör Dergi'nin 4. sayısında yer alan Mustafa Men'in sanatçıya dair yazısını sizlerle paylaşıyoruz. İranlı sanatçı Marjane Satrapi, otobiyografik öğelere yer verdiği çizgi romanlarında sıklıkla ataerkinin kadın bedeni üzerinde kurmaya çalıştığı iktidarı sembolik düzlemde alaşağı ederken ülkesinin eski günlerine ilişkin nostaljik bir bakışı yansıtır. Devrim’den on sene önce; 1969’da dünyaya gelen sanatçı kendisini çalkantılı bir hayatın tam ortasında bulur. Pirinç tarlalarında yan yana çalışıp hayatın yükünü paylaşan halkının pratik anlamda cinsiyet eşitsizliğinden nasibini almadığı Reşd kentinde, modern ve eğitimli bir ailede yetişmesi hayata bakışını bu doğrultuda şekillendirmiştir. Satrapi’yi dramatik bir sanat olan çizgi romanda [2] bir auteur yapan en belirgin özellik, tek başına ortaya koyduğu eserlerinin yazıns...

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)


.jpeg)

Yorumlar
Yorum Gönder