Ana içeriğe atla

Geride Kalan Kitaplar Üzerine Bir Derkenar #3

Sahaflar için söylenen muzip bir söz vardır: "Vefat eden kişilerin kitaplarını yaşayanlara satandır."

Bu her zaman geçerli bir önerme olmasa da büyük alımların çoğu gerçekten de kariyer, hayat tarzı, muhit değişikliği gibi sebeplerden değilse ölüm sonrası yapılır. Aslında ikinci el ürün satan mesleklerin doğasından ileri gelir bu durum. Ama belki de taşıdığı nostalji ve romantizm duyguları nedeniyle bu durum en çok kitaba yakıştırılır.

 İnsan yıllar boyunca bir şeyler biriktirir, koleksiyon yapar ama günü gelip de hak vaki olduğunda tıpkı elle tutulamayan hatıralar gibi elle tutulanları da geride bırakır gider. Biraz havalı şekilde gerçekleri dile getirecek olursak, sahaflar meslekleri gereği belki de dünyevi hayatın bir gün gelip de biteceğinin en fazla farkında olan insanlardandır. Bunun bilinci, kitaplara yazılı notlarda olduğu kadar kitap aralarından çıkan eski baskı fotoğraflar, negatifler, mektuplarda da tekrar tekrar hatırlatır ölümü ona. 

 "Bana hediye ettiğin bu kitabı hayatım boyunca saklayacağım" yazılı bir notun bulunduğu kitap bir sahafa gelmişse eğer, artık bazı şeyler ya gözden çıkarılmıştır ya da o kitaba çok önem atfetmiş birisi artık aramızda değildir.

Kitapları bazen geride bıraktığı en görkemli anıtıdır insanın. Yaşarken değer verdiği kitaplar, hayatına dair pek çok gerçeği gün yüzüne serer: Kişinin ideolojik görüşü, memleketi, tuttuğu takım ve daha nicesi kitapları satın almış bir sahafın elinde bir hikayeye dönüşüverir. Bu kitapların sahibi sıkıcı biri miydi? Aşka inanır mıydı? Hiç evlenmiş miydi? Dini inancı yahut en sevdiği yemek neydi? Unutamadığı bir çocukluk travması var mıydı?

O kitabın arasından çıkan eski fotoğrafın arkasına düşülen not, bu kitapların sahibine mi yazılmıştı yoksa o da bir sahaftan bu şekilde mi almıştı? Sahaftan aldığı son kitap bu muydu yoksa? Belki de, seneler önce almıştı da okumaya fırsat bulamamıştı. 

***

 İflah olmaz bir kitap okuru, son günlerini yaşadığını düşündüğünde hemen hemen üç tepki verebilir.

Birinci tepkide, kitaplarını ölmeden değerine olabilecek en yakın şekilde satma telaşına girer ve vefatının ardından yok pahasına satılmasına engel olmak ister. Öyle ya, ailesine son bir çabayla bir miktar daha para bırakmak ister. Artık kendini ait hissetmediği hayat, geride kalanlar için devam edecektir. Üstelik, kıymetlileri olan kitapların ancak bir sahaf eliyle yeni okurlara kavuşabileceğinin bilincindedir. İşbilmez ellerde heba olsun istemez. 

 İkincisi, ölene kadar sahip çıkma motivasyonuyla hareket eder ve bu süreçte bir kütüphane kurmaya çalışır yahut köy okuluna, nitelik durumuna göre üniversitelere bağışta bulunmak ister. Bu durumda pek çok kişiden ret alması ya da kötü niyetli kimselerin bu kitapları katakulliyle alıp satması gibi bir sonuç doğurabilir. 

 Üçüncü ihtimalde ise okur hiçbir şey yapmaz. Ama bu hareketsizlik hali de kitaplardan ayrılmaya karar verememe üzerine bir motivasyondan ileri gelir. Dolayısıyla bir eylemsizlik değil, eylemdir.

Bu ihtimallerden sonuncusu, şöyle bir sonuç doğurur. Vefat eden kişinin kitapları için ailesi maddi durumuna göre hızlı ya da yavaş şekilde bir sahafa başvurur. Sahaf, kitapları inceler, anlaşır ve kitapları alır.

Yeni okurları, ilk okurunun gözleriyle değil belki ama onunkine denk bir heyecanla sayfaları çevirecektir artık. Kitaplar bu anlamda bana hep mülkiyetin katı kurallarından azade, hayatlarımızda yollarımızın farklı zamanlarda kesiştiği yaşayan varlıklar gibi gelir. Hayatlarımıza ona ne kadar ilgi gösterirsek o kadar dahil olur. Artık ilgimizin azaldığı noktada zamanını bekler yeni hayatlara dokunabilmek için. Bu durumda onlara fırsat tanımak gerekir. Çünkü her kitap bir şansı daha hak eder.

Mustafa Men
11.04.2026
İzmir





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İzmir’de Sahaf Olmak | Kayra Han Sahaf (Mustafa Men) ile Kısa Bir Röportaj

Radyo Televizyon ve Sinema lisans öğrencisi Lalsu Saftürk, ödev kapsamında benimle röportaj yaptı. Kendisine teşekkür eder, eğitim hayatında başarılar dilerim. İzlemek için: 

Sahafta Şiirsel Anlar

Fotoğrafçı arkadaşım Can Tezyürek bugün Kayra Han Sahaf’ta siyah beyaz fotoğraflar çekti. Dükkânı bilenler bilir; burası büyük, ferah, vitrini geniş bir yer değil. Bornova’nın en eski pasajlarından biri olan Çolakoğlu Pasajı'nın içinde, 24 metrekarelik bir dükkan. Kitapların çoğu zaman geçmeye fırsat tanımayan ölü alanlar yarattığı dar ama sürprizlere açık ama yaşayan bir mekan burası. Bu yüzden bu fotoğraflarda “kusursuz” bir kitapçı görünmüyor. Daha doğrusu, görünmesi gereken şey zaten kusursuzluk değil. Raf araları, üst üste dizilmiş kitaplar, çizgi romanlar, içleri oyuncak figür ve DVD/VCD filmlerle dolu kutular... Bunların hepsi dükkânın gündelik hâlinin bir parçası. Fotoğrafların güzel tarafı da burada. Kayra Han Sahaf’ı olduğundan daha havalı, daha düzenli ya da daha nostaljik göstermeye çalışmıyorlar. Siyah beyaz tercihi, mekânın sıkışmışlığını biraz sadeleştiriyor ve mekanın özünü biraz daha detaylıca ortaya koyuyor olsa olsa. Bir sahafta şiirsel olan bir şey varsa, bazen...

Çizgi roman ve çizgi filmlere dair efemeralar Kayra Han Sahaf'ta.

Poster, Figür - Oyuncak, VCD - DVD - VHS - BETA - Plak, Teyp Kaseti ve daha fazlası...  Ürünleri keşfetmek için:  https://www.nadirkitap.com/kitapara.php?ara=aramayap&satici=571825&tip=efemera